kashmir park, akçakoca, bir doğa harikası, canlı müzik,
16 Haziran 2019 Pazar
İLETİŞİM
BİZE ULAŞIN
KÜNYE
Sitene Ekle
Kartvizit Rehber
Mobil Bölüm
Arşiv
2019 Seçim
Ana Sayfa Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Tüm Haberler
SİYASET
AKÇAKOCA
EKONOMİ
GÜNDEM
ASAYİŞ
YAŞAM
SAĞLIK
MEDYA
KÜLTÜR
SPOR
EĞİTİM
SİVİL TOPLUM
 DİĞER
ANA SAYFA  / GÜNCEL
Endemik ve Gastronomik… OSMANLI ÇİLEĞİ
Endemik ve Gastronomik… OSMANLI ÇİLEĞİ

Endemik ve Gastronomik… OSMANLI ÇİLEĞİ

 20 Mayis 2019 12 : 43 

Karadeniz Ereğli’nin en önemli endemik tarım ürünü Osmanlı Çileği olarak kabul edilir. Bir zamanlar saraylarda tüketilen,  likör fabrikaları için üretimi yapılacak kadar sanayiyle iç içe geçmiş bu yerel tür, yok olmanın eşiğine gelse de, üretim için yürütülen organize çabalar, Osmanlı Çileği’nin yeniden bir sektöre dönüşmesi yolunda umut veriyor.  Değişim Haber Merkezi’nden Hüseyin Aksakal, Osmanlı Çileği’nin geçmişten bugüne uzanan hikayesini yazdı.

Karadeniz Ereğli’de Devrim Bulvarı’nın denizden taraftaki kaldırımlarında ilerleyen biri,  Abdi İpekçi Sergi Salonu’nu geçtikten hemen sonra, ayakkabı boyacılarının arasında, çevresindeki manzarayla bütünleştiğinden pek az dikkat çeken bir heykel –daha doğrusu heykel grubu—görür. Bu heykeller, gerçek boyuttan biraz küçük iki kadını tasvir eder.

Sanatçının özgürlüğü gereği, bu heykelde tasvir edilen kadınlardan biri diz çökmüş, sağ elinde bir meyveyi uzatmaktadır,  öbürü ise ayakta, sol elinde bir sepetle, sağ elinde diğer kadının uzattığı meyveyi tutan bir kadın şeklindedir.   Ayakta duran kadının sağ ayağının hemen arkasında da içi daha küçük meyvelerle dolu bir sepet tasvir edilir.  Aslında kadınların elinde tuttuğu, avucundan daha büyük tasvir edilmiş meyve ile sepette daha küçük, gerçek oranlarına yakın tasvir edilen meyve aynı meyvedir. İki farklı boyutta tasvir edilmesinin nedeni, sadece sanatçının yerel bir değeri vurgulama çabasının sonucudur.

Bu heykel grubu, Ereğli’yi birent kimliği anlamında tanımlayan üç ana ikondan birini ifade etmektedir.  Cehennem Köpeği Kerberos’u Cehennemağzı Mağaralarından çıkardığı rivayet edilen efsane kahramanı Herkül bunlardan birincisidir ve heykeli sahilde bulunur. İkinci ikon, Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları’nın kurulmasının ardından, bir balıkçı kasabasının bir sanayi kentine dönüşümünü simgeler.  Çelik temalı bir modern heykel çalışması da sahil kesiminde bulunur. Üçüncü kimlik ikonu da Devrim Bulvarı’nda, İnönü Parkı girişinde ayakkabı boyayanlar arasındaki bu iki kadının elinde tuttuğu ve yanlarındaki sepetleri dolduran meyvedir. Bu meyvenin adı Osmanlı Çileği...

İlçe kimliğinin önemli bir parçası olmasına rağmen bu heykelin diğerlerinden daha az fark edilebilecek bir noktada bulunması ayrıca  dikkate şayan… Tıpkı ilçeye kimliğini verecek kadar önemli bir ürün olmasına rağmen, üretiminde yaşanan sıkıntılar nedeniyle yok olma sürecine girmesi kadar dikkate şayan…  Kent kimliğinin parçası olmasına rağmen, bu ürün hakkında yeterli literatür olmayışı kadar dikkate şayan… Her şey bir farkındalık eksikliğine dikkat çekiyor.

NEDEN “OSMANLI ÇİLEĞİ”

Osmanlı Çileği’nin isminin nereden geldiğine ilişkin tahminlerin ötesinde bir kayıt yok. İsim Osmanlı tebaası sayılan gruplar arasından verilmiş olsa, muhtemelen “Ereğli Çileği” adı verilirdi diye geliyor akla. Bir ihtimal, isinin kökeni kabul edilen Fransızlar veya İstanbullu Levantenler vasıtasıyla bölgeye gelmiş,  burada geçirdiği mutasyonun sonucunda, bu türün Kıta Avrupası’nda bulunmayan yeni bir tat ve koku edindiği görüldüğünden,  oryantalist bir bakış açısıyla “Osmanlı” ismini almış olabilir. 

Ereğli Belediyesi’nin web sayfasında çilek bitkisinin literatür anlamında ilk sözü edildiği kaynağın yazarı olarak MS. 23-79 yılları arasında yaşadığı bilinen botanikçi Tillius gösterir. Çileğin Fransa’da geliştiği, Karadeniz Ereğli’de ilk olarak 1920’li yıllarda Kahyaoğlu Kadir ve Rum asıllı ortağı tarafından Kestaneci Köyü eteklerinde ekimine başlandığı belirtiliyor. Bu yıllarda Ereğli’ye getirilen çileğin, yerli kültür türü ile etkileşime girmesi sonucu yeni bir tür olan Osmanlı Çileği’nin ortaya çıktığı ifade ediliyor. 

Aynı yerde Azim Konserve Web Sayfası kaynak gösterilerek“Osmanlı Çileği Avrupa kökenli Arnavutköy çileğinden türemiştir. 1900’lü yılların başında çiçeği Halil Paşa’ya gelen ve yöremiz kestane toprağında özgün yapısına kavuşan; pembe rengi, orta boy oval görünümü, zengin aroma ve nefis kokusu ile dünyanın eşsiz ve tek çileği olma özelliğine kavuşmuştur” ifadeleri de yer alıyor.

YÜKSELİŞ VE DÜŞÜŞ YILLARI…

Bundan sonra hikâye ana hatlarıyla şöyle devam ediyor:

1930 yılında devlet kredisiyle kurulan ilk konserve fabrikası Osmanlı Çileği’ni işlemek üzere Ereğli’de kuruldu. Çilek üretimi sonraki otuz yıllık dönemde iyice yaygınlaştı. Devletçi ekonomi döneminde, 1960’lı yıllarda  bir markaya dönüştü.  Tekel, Osmanlı Çileği’nden üretilen likörü Avrupa’nın kalburüstü sofralarında tüketilmek üzere ihracata başlandı. Endüstriyel gelişmenin ilçe üzerinde ağırlığını hissettirdiği altmışlı yıllarda üretim bu kez de gerilemeye başladı. Tarım sektöründeki gerilemeye paralel olarak, daha yüksek verimli, daha az nitelikli türlerin tercih edilmesiyle birlikte Osmanlı Çileği üretimi düştü. Öyle ki seksenli yılların ortasına gelindiğinde  Osmanlı Çileği’ni bulmak iyice güçleşmeye başladı. 

Doksanlı yıllarda ürünün sonunda Osmanlı Çileği’nin yaşatılması için Osmanlı Çileğini Yaygınlaştırma ve Üreticiyi Koruma Derneği kuruldu. Çilek mevsimi olan Haziran ayının ilk haftasında “Osmanlı Çileği Festivali” düzenlenerek, üreticiyi teşvik amacı taşıyan ödüllü yarışmalar gerçekleştirildi. Bu festival bugün hala devam etmektedir. Ayrıca Ereğli Belediyesi, Erdemir gibi kurumsal yapıların desteğiyle, fide üretimi, üretimi arttırma ve daha geniş kesimlere ulaştırılmasına önem verildi. Bugün itibarıyla henüz emekleme aşamasında olan bu çabalar, bu endemik türün geleceğe aktarılması umudunun yeniden canlanmasını sağladı.

KRAL SOFRASINDAKİ POTANSİYEL… ÜRÜN KİMLİĞİ…

Osmanlı Çileği’nin geleceğine ve önemine ilişkin farkındalık çalışmaları, aynı zamanda ilçenin turizm potansiyelini çeşitlendirmek için bir fırsat olarak kabul ediliyor.  Bülent Ecevit Üniversitesi Turizm Fakültesi   Öğretim Üyesi Hasan Köşker, Üretimin belli bir seviyeye getirilmesi halinde, daha önce “Kralların Yiyeceği ve İçeceği” olarak tanımlanan Osmanlı Çileği’nin, ilçeye Gastronomi turizmi anlamında büyük katkının savunuyor.

Ereğli’nin bu endemik türünü “Osmanlı çileği nazik yapısı, küçük ve orta büyüklükte meyvesi, basık küre şeklinde görüntüsü, aknelerinin içeri gömüklüğü, aroması, keskin kokusu, açık pembe rengiyle diğer çilek türlerinden ayrılmaktadır” ifadeleriyle tanımlayan Köşker, Ereğli’de düzenlenen “Kdz Ereğli’nin Tarihi ve Turizm Değerleri” konulu panelde, Gastronomik değerleri “Bir topluma ait beslenme şekilleri, yiyecek üretimi, hazırlanması, tüketimi ile ilgili, toplumun kültür ve derinliğini tasvir edecek kadar özgün,  onu diğerlerinden ayıracak kadar özdeşleşmiş özellikleri anlatmak için kullanılan bir olgudur” diyor.

Köşker ‘e göre  toplumlar sadece yemek için değil, aynı zamanda başka kültürleri ve gelenek görenekleri tanıma adına da seyahat ediyor.  Günümüzdeki seyahat motivasyonları arasında en önemlilerinden biri de gastronomik değerler oluşturuyor

Dr. Köşker, “   Eskilerden diyorlar, eskiden terminale gelirdi, terminal sağa sola gönderirken günlerce çilek kokardı diyorlar. Çileğin kokusunu alabiliyor muyuz şimdi. Ne olduğu belli olmayan çilekler yiyoruz. Lütfen bu çileği yaşatalım” diyerek, fide üretimi, patent çalışması yapılması, coğrafi işaretleme ile isminin tescilinin ve bu çileğin genlerinin Türkiye Gen Bankası’na müracaat yapılmasının önemine dikkat çekiyor.

İLK ORGANİZE ÇABA… OSMANLİ ÇİLEĞİNİ YAYGINLAŞTIRMA VE ÜRETİCİYİ KORUMA…

Osmanlı Çileği’ni yok olmanın eşiğine getiren sürecin önüne geçilmesinde hiç şüphesiz Osmanlı Çileğini Yaygınlaştırma ve Üreticiyi Koruma Derneği büyük rol oynuyor.

Dernek  1996 yılında belediye başkanlığı öncülüğünde bölgede bu işle uğraşanlarca kurulduğunda,  Osmanlı Çileği’nin örneğinin bulunmakta zorlanılacak kadar üretim azalmıştı.  O dönemde Aliso, Ziraat Çileği ve diğer çeşitlerin üretimi yapılıyor, Osmanlı Çileği, Kara Çilek denilen başka bir yerli çilek, Osmanlı çileğinin muadili tüylü çilek yetiştirilmektedir. 

LİKÖR FABRİKASI İÇİN ÜRETİLİYORDU

Osmanlı Çileğini Yaygınlaştırma ve Üreticiyi Koruma Derneği Başkanı Şaban Çetinkaya, Osmanlı Çileğinin korunması konusundaki denemelerin, derneğin kuruluşundan çok daha önceye uzandığını ama organize bir çalışmanın ancak dernekle mümkün olduğunu ifade ediyor:

“Osmanlı çileğinin en üst seviyelerde üretildiği dönemde devletin Tekel fabrikası Ereğli’de üretilen çileklerin tamamını satın almayı taahhüt etti ve satın aldı. Bundan Osmanlı Çileği likörü imal ederek, bu likörü İhraç edip özellikle İngiltere’ye kraliyet ailesine kadar ulaşmasını sağlıyordu. Bu sözünü ettiğimiz 1960’lı yıllar. 1970’lere kadar azalarak bu uygulama devam etmiş.  Devletin fabrikası bu değerli ürünü işleyerek ihraç ediyor ve fabrika yetkilileri bölgeye geliyor. Ereğli’nin yerel yöneticilerine ‘Ne olursa olsun bunu üretin, size açık çek verelim, paranızı peşin verelim, yeter ki siz bunu üretin’ diyorlar. ‘Bu Ereğli’ye özgü bir meyve, başka yerde üretilmiyor, ne olur bunun üretimini yapın, üretimini teşvik edin’ diye yalvarıyorlar. Bu o dönemde yerel yöneticilerimizi huzursuz etmiş, böyle bir dernek çalışması içine girilmiş. 1996 yılında nihayet dernek kuruluyor ama saman alevi gibi heyecan bir anda sönüyor.  Dernek bir süre sonra kapanıyor.”

Derneğin  2000 yılında tekrar kurulduğunu, kendisinin de 2003 yılında Erdemir’de çalışan bir grup arkadaşıyla derneğe üye olduğunu ifade eden Çetinkaya şunları söyledi:

“ Kepez’de bulunan Nuri Karaarslan başkanlığında bu konuda ileri gelen arkadaşlar, benden önce dernek başkanlığını yapan Mehmet Özhan Bey de dahil olmak üzere kuruyorlar derneği. O dönemde ben Erdemir’de çalışıyorum. Bu bölgede yaşayan bir insan olarak bölge değerlerini, bölge ekonomisine, bölge turizmine nasıl kazandırırız diye düşünürken, Osmanlı Çileği derneğine ulaştık. Bir arkadaş grubuyla 2003 yılında Erdemir’de çalışan arkadaşlar olarak derneğe üye olduk.

Dernekler gönüllülük esasına göre çalışırlar. Geliri yoktur. Canı gönülden ayakta kalmasını istiyorsanız cebinizden para harcarsınız. Sürekli gündeme getirdik, yetkililerden sürekli destek istedik. Bazen yeterli, bazen yetersiz destekler aldık.  Osmanlı Çileği konusunun önemini ve sorunlarının çözümü konusunda  yıllarca sonra atabildik. Osmanlı Çileği’nin bilimsel araştırılması, belli başlı bir arşiv hiç yok o dönemde.  Osmanlı Çileği’nin gündemde tutulması için, yerel yöneticilerle birlikte tanıtım çalışmaları gerçekleştirildi. Fakat bu işin altyapısı, temel sorunları hep arkada kaldı. Kahve köşelerinde, ağaç gölgesinde konuşulan konulardır. Büyük paralarla Osmanlı Çileği festivali yapılıyor. Festivalde bile o festivale ismini veren ürünü görme şansımız yok. Festival elbette yapılsın ama bundan bir pay her sene Osmanlı çileğinin gelişmesi konusuna bir fon ayrılsaydı, 15 senedir her sene bir çivi çakılsaydı, Osmanlı çileğinin altyapısı atılmış olurdu. ”

FİDECİLİK VE ARGE GİRİŞİMLERİ…

Dernek olarak Osmanlı çileğinin sorunları nelerdir, neden yetişmiyor, insanlar geçimini bundan sağlarken, neden bugün yetişmiyor sorusuna yanıt ararken, en önemli sorunun fide yokluğu olduğunu gördüklerini ifade eden Başkan Çetinkaya, şunları söyledi:  “ Eskiden üreten kişiler, ‘ben de üreteceğim ama fide yok. Komşuda var o vermiyor’ diyordu. Bunu öncelikle elinde Osmanlı çileği fidesi olan arkadaşlara söyledik.  Bir taraftan üretim yaparken, bir kenarda da fide bahçeleri oluşturalım, bu da para kazandırır dedik. Bu konuyu nazarı dikkate alıp yapan pek olmadı.

Bu sefer dernek olarak ne yapabiliriz diye düşündük. Bir iki alanda deneme çalışması yürüttük. Birincisinde başarısız olduk. Bir bahçe kurduk, o bahçede başarılı olmadık. Ama vazgeçmedik, sürekli proje geliştirdik. Sonuçtaanlı çileği fidesi üretimi için, özel sektör, devlet, kurum kuruluşların konsensüsü sayesinde çok güzel bir projeyi hayata geçirdik. Geçen sene de bu çalışma sonucunda  Osmanlı Çileği fidesini bol miktarda ürettik.

Teknik anlamda, Fresh Fide, Frigo fide diye sınıflandırmalar var. Gününde fideyi söküp dikerseniz buna fresh fide diyorlar. Söktüğünüz fideyi soğutucuda bekletip üç beş ay sonra dikildiğinde de  frigo fide diyorlar.  İlk etapta frigo fide üretimini denedik. Bu sene frigo fideleri toprakla buluşturularak bölgede bu şekilde alanlar oluşturulacak. Bu seneye kadar sadece kasım ayında fide bulabilirsiniz diyorduk. Bu dünyada zirai teknikler hızla gelişiyor.  Şu anda Kocaali bölgesinde yetişiyor fide. Bundan sonra da yetişecek. Bizim dernek olarak bakış açımız, orasının Ereğli’nin merkezi olduğu. Orası Osmanlı çileği ile ilgili arge merkezi olacak.”

“EREĞLİ’NİN HER KARIŞ TOPRAĞINDA YETİŞTİRİLSE TALEBİ KARŞILAYAMAYIZ”

İlçede Osmanlı Çileği konusunda dernekleri dışında ciddi çalışma yapan kuruluş olmadığını dile getiren Çetinkaya, her türlü bilgi, fide talebinin kendilerine yönlendirildiğini ifade etti.

Gelecek açısından umutlu olduğunu ifade eden Çetinkaya “ Ereğli’nin her karış toprağında Osmanlı çileği üretilse, Pazar açısından, satış açısından sıkıntı olmayacaktır.  Tüm köylerimiz, boş alanlarında çilek yetiştirse, ekonomiye kazandırılır, istihdam kazandırılır, gene de Pazar olur, fiyatlar değişmez, talebi yine karşılayamayabiliriz diye düşünüyorum. En azından fiyat durağan olur.   Bir meyvenin kilosu kırk lira elli lira olur mu? Çok pahalı bir meyve gibi duruyor. Özelliği de şu. Doğal ortamda geliştirildiğinde, aslında yarı mamul durumunda.  Bu ne demek? Gıda sektörünün yarı mamulü. Gıda sektörü leziz tadı, kokusu, aroması yüzünden gıda sektöründe kullanıldığı alanı en iyi şekilde beslediği için değerli. Osmanlı çileğinin dondurmada kullanılması halinde o dondurmanın sürümünü hayal edemiyorum. İçeceklere girdiğinde pazarı kendiliğinden büyütecektir” diyor.

Dernek Başkanı, Erdemir’in Kaymakamlık ile gerçekleştirdiği ortak proje sürecinin sürdüğünü, bunun yanında belediyenin de Delihakkı’da bir fide bahçesi oluşturduğunu ifade ederek her iki çalışmada da derneğin aktif görev aldığını söyledi.

 

 

Haber : H Aksakal
Bu Haber 1295 defa okundu
 
Anahtar Kelimeler :değişimmedya, Endemik ve Gastronomik… OSMANLI ÇİLEĞi, haber,

YORUMUNUZ
YORUM EKLE

 Yorumlar ( 1 )

Sayfa : [1]
OSMANLI ÇİLEĞİ
OSMANLI ÇİLEĞİNİN EREĞLİYE GELİŞ HİKAYESİ İÇİN BAKINIZ..
http://www.ereglihakimiyet.com/yazarlar.asp?id=1750
Gön : RECEP ÇETİN  24 Mayis 2019 : 21:42:07  Zonguldak

Sayfa : [1]
DİĞER BAŞLIKLAR
Minik öğrencilerin mezuniyet sevinci…
Çocuklarınız bizim çocuklarımızdır…
“…İLK KAHRAMANIMIZ olan babaların…”
İstanbul seçimleriyle ilgili uyarılarda bulundu...
Uzun,"İftira ile karşı karşıya kaldık"
Atlas Havayolları’ndan Zonguldak’a ilk sefer...
Yıldırım düştü... İşte o anlar...
1dk.ile YKS alınmadılar...
GÜNÜN SÖZÜ
Yanlış yapmayan insan yoktur. İnsanlık yanlışını kabul ve düzeltmekle olur.

( EINSTEIN )
NÖBETÇİ ECZANE
16 - 06-2019
SONNUR ECZANESİ
TEL : 316 67 14
İş Bankası yanı
Kdz.Ereğli / Zonguldak

GÜNER ECZANESİ
TEL : 312 46 46
Sarıkorkmaz Mah. Şehit Er Kudret Özcan Sk. No:20 Zemin Kat D:2
Kdz.Ereğli / Zonguldak

 Nöbetçi Eczaneler
 
İSTATİSTİK
  İstatistik
  Dün : 49976
  Bugün : 2850
  Toplam: 97657816
   Şuan Çevirimiçi:

 212 konuk,

 
YORUMLAR
En son yorumlanan haberler
» “Sözlü Mülakat Geldi, Liyakat Gitti..."
» Mezarlıkta son ders…
» Alev alev yandı...
» KURAL İHLALİ=KAZA; 3 YARALI Video lu Haber
» 150 yıllık proje...
» Haziran ayı Meclis Toplantısı yapıldı...
» Yol vermek istediği kadına çarptı…
» 12 bin kişi…Sevgi,barış, dostluk sofrasında buluştu... Video lu Haber
» Dinazorlar çağından kalma fosiller…
» Amaç; "Duyarlılık kazandırmak..." Video lu Haber
 
SÜPER LİG PUAN DURUMU
ÇOK OKUNANLAR
BUGÜN BU HAFTA BU AY

Hakkımızda
Yönetim Anlayışımız
Yönetim Kurulumuz
Tarihçemiz
sanalbasin.com üyesidir

 

 

Sosyal ağlarda bizi takip edin.
İnternet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Değişim Medya'ya aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.
Tel : 0 372 322 27 30
0 372 322 27 31
0 372 322 27 32
Faks : 0 372 322 27 33
E-posta: info@degisimmedya.com