kashmir park, akçakoca, bir doğa harikası, canlı müzik,
25 Nisan 2019 Perşembe
İLETİŞİM
BİZE ULAŞIN
KÜNYE
Sitene Ekle
Kartvizit Rehber
Mobil Bölüm
Arşiv
2019 Seçim
Ana Sayfa Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Tüm Haberler
SİYASET
AKÇAKOCA
EKONOMİ
GÜNDEM
ASAYİŞ
YAŞAM
SAĞLIK
MEDYA
KÜLTÜR
SPOR
EĞİTİM
SİVİL TOPLUM
 DİĞER
     
 
KÖYDE YAŞAMANIN AVANTAJLARI

mhamdiguner@hotmail.com
KÖYDE YAŞAMANIN AVANTAJLARI
12 Nisan 2019 08:52:59

Yazar : Hamdi Güner
  Günerle Cuma Sohbetleri 
   
 
   
     
Yazı boyutunu büyütmek için       

Bazı insanlar şehirde yaşamanın bir üstünlük olduğunu sanırlar. Halbuki birçok kasaba ve ilçede köyden gelip Belediye Başkanı seçilenler vardır. Ayrıca köylerde yaşayanların çoğu zenginleşirken şehirde yaşayanların fakirleştiğini görüyor ve duyuyoruz. Köyde arazisi yeterli olmayanlardan şehirde bir işe girip köyle irtibatını devam ettirenler durumunu düzeltirken irtibatını kesenlerin durumlarını düzeltemedikleri de görülmüştür.

Köyde yaşayan insan yağışlı havalarda bile yağmur aralarında tarla veya bahçesine atlayıp iş görebilir. Şehir veya kasabada yaşayanlar ise sağanak yağışlı havalarda köydeki tarla ve bahçelerine gitme cesareti gösteremezler. Özellikle iki-üç günde bile olsa köye gidip gelme ailenin bütçesine ağır bir getirebilir. Özel arabasıyla gidip gelenler fazladan benzin harcadıkları için ülke çapın benzinin pahalanmasına sebep olurlar

Köyde yaşayanların süt, yoğurt ve yumurta gibi gıdaların tabii olanlarıyla beslenirken şehirlerde yaşayanların sun’i gıdalara muhtaç oldukları veya gıdaların tabii olanlarına ulaşmakta zorlandıkları bilinen gerçektir.

İslam’dan önce Arabistan’da doğan çocukların kendi annesinin sütüyle beslenmesi gerekirken köyde yaşayan bir sütannesine verilmesi de hem tabii (doğal) gıdaya kavuşmak ve hem de köyün temiz havasını alabilme gayesine matuftur. Birçoğumuzun bildiği gerçek bir hikayeyi burada anlatmayı gerekli görüyorum:

Gencin biri ihtiyarların belinin büküldüğünü, hatta bastonla gezmek zorunda kaldıklarını, yüzlerinin kırıştığını farkedince çok yaşasa da genç veya en azından dinç kalmak için çareler aramaya başlamış ve birçoklarına “genç kalmanın çaresini bulamayız mı?” sorusunu yöneltmiş ve bazılarından “Falan köyde altmış yaşında bir adam var, buna rağmen otuz yaşındakiler gibi genç ve dinçtir; genç ve dinç kalmanın sırrını ondan öğrenebilirsin” tavsiyesini almış ve o köye gitmiştir. Ve gerçekten altmış yaşındaki o adamla karşılaşınca onun 30 yaşındaymış gibi genç ve dinç görünümünden hayrete düşerek: Amca senin altmış yaşında olduğunu söylediler, ama sen otuz yaşındaymış gibi genç ve dinç görünüyorsun. Nasıl böyle genç kaldın? Bana genç ve dinç kalmanın çaresini anlatır mısın?” diye ricada bulunmuş. Adam ise: Evlat! Sen beni geç; falan köyde 80 yaşında benim bir ağabeyim var, o benden daha genç ve dinçtir. Genç ve dinç kalmanın çaresini git ona sor” demiş. Delikanlı o köye de gitmiş ve seksen yaşındaki genç adamı bulmuş ve ona: “Yahu amca! Sen 80 yaşındaymışsın ama otuz yaşındaki bir adam gibi genç görünüyorsun. Böyle nasıl genç dinç kaldın? Bana genç kalmanın sirrini anlatır mısın” diyerek ricada bulunmuş. O ise: Oğlum sen beni geç. Falan köyde benim 100 yaşında bir ağabeyim var; o benden daha genç ve dinçtir. Genç kalmanın çaresini git ona sor” diye cevap vermiş. Tabii olarak genç o köye de gitmiş ve anılan adamı bulup: “Amca sen yüz yaşındaymışsın; ama buna rağmen 30 yaşındaymış gibi genç ve dinç görünüyorsun. Bunun sirrini bana açıklar mısın?” diyerek ricada bulunmuş. Yüz yaşındaki adam ise:” Olur evladım; ama önce bir yemek yiyelim; sen yoldan geldin. karnın acıkmıştır” diyerek sofrayı kurmuş ve yemeğin sonunda hanımından bir karpuz istemiş. Hanımı karpuzu getirmiş ama onu beğenmeyip daha iyisini getirmesini istemiş. Hanımı da ikinci bir karpuzu getirmiş, fakat adam onu da beğenmeyip daha iyisi getirmesi isteğini tekrarlamış. Amma ve lakin adam onu da beğenmeyip genci yanına alarak kumanya odasına girmiş ve orada sadece bir karpuz olduğunu görünce “Eyvah! eşimi boşuna yormuşum. Zaten karpuz bir taneymiş, bunu yemek zorundayız” diyerek o karpuzu keserek yemişler. Duadan sonra delikanlı: “Haydi amca! Genç kalmanın sirrini anlat” demesi üzerine yüz yaşındaki dinç adam: Evladım! Hala anlayamadın mı? Karpuz bir tane olduğu halde daha iyisini getir diye hanımı iki defa geri çevirmeme rağmen hanım bana kızmadı. Ben de üç defada iyi bir karpuz seçemedin” diyerek ona kızmadım. İşte ben ona kızmam o da bana kızmaz. Böylece ikimiz de genç kaldık. Genç kalmanın en büyük sırrı kızmamaktır” diyerek gencin isteğini yerine getirmiş.

Dikkat edecek olursanız altmış yaşındaki genç te seksen ve yüz yaşındaki genç te köylerde. İşte kızmamakla birlikte köyde yaşamak genç kalma avantajını da veriyor. Öyleyse zaruret olmadıkça köyde yaşamayı tercih edelim.

  Bu Yazı Toplam 244 Defa Okunmuştur

 Paylaş
 
 
YORUM EKLE
   
TAVSİYE ET

 Yorumlar ( 0 )

Henüz bir yorum yapılmamış

Hakkımızda
Yönetim Anlayışımız
Yönetim Kurulumuz
Tarihçemiz
sanalbasin.com üyesidir

 

 

Sosyal ağlarda bizi takip edin.
İnternet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Değişim Medya'ya aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.
Tel : 0 372 322 27 30
0 372 322 27 31
0 372 322 27 32
Faks : 0 372 322 27 33
E-posta: info@degisimmedya.com