EREĞLİ VE KÖYLERİNDE YAŞANAN BAZI İNANIŞLAR
Değişim Medya takipçilerimize aktaracağımız bu 'araştırma' yazısında; Ereğli ve yöresinde bulunan (köylülerimizin) halkın yaşantısının bazı yansımalarıdır... Tüm bu inanışlara batıl inanışlar da denebilir... Türk'lerin geldikleri yöreden getirdikleri özellikler de denebilir...
Yaptığımız bir araştırmada, Ereğli ve yöresinde tarihten bu yana bulunan ailelerin önemli bir çoğunluğunun, Oğuz Boylarından (Kayı-Bayat-Çepni-Yörük vb) olduğu şeklindedir. Türk tarihi; binlerce yıllık mazisi ve geçmişi olan, kültürel değerleri kuvvetli olan, gelenek görenek ve ananelerine bağlı bir milletin zengin geçmişini aktarır. Şimdi 1000 yıldan bu yana üzerinde yaşadığımız bu Anadolu toprağında yaşayan Türk milletinin, kültürel tarihinin ürünlerini ülkemizin dört bir tarafında çeşitli versiyonlarıyla yaşandığı görülecektir.
Bizler; hala az da olsa yaşandığına şahit olunan bazı kültürel unsurlarımızı tarihte de kalması ümidiyle, derleyip-toplayıp sizlere sunmayı uygun bulduk.
Bu yaşam inançlarına günümüzde BATIL İNANÇLAR denilmekle beraber, unutulmasın ki bu inanışlar Türk kültür geleneğinin günümüze kadar ulaşmış inançlarıdır...
Yukarıda yazdığımız "Yaşanan Bazı İnanışlar" istenildiği takdirde çoğaltılması mümkündür... Örneğin; merdiven altından geçilmez, gece tırnak kesilmez, küle basılmaz, süpürgeye basılmaz, birinin üstünden atlanmaz, eşiğe oturulmaz, nazar değme¬mesi için atlet ters giyilir, ayakkabılar ters konulmaz, gece aynaya bakılmaz, kızlar kahve içmez, gece sofra örtüsü sirkelenmez, akşam bulaşıklar yıkanmadan yatılmaz, sağ el avucu kaşınırsa para girer, ayakların altı kaşınırsa gideceği yol vardır... gibi inanışlara ilave olarak bir çok inanış toplanabilir.
Kurşun döktürmek: Korkan kişinin korkusunun giderilmesi amacıyla kurşun dökülürmüş... Kurşun dökmesi için özellikle Cumartesi gününün beklenmesi gerekirmiş... Kurşun dökülünce korkunun giderileceğine inanılırmış...
Kurşun
dökülmesi esnasında, kurşun dökülen yani korkan şahıs; herhangi bir yere
oturtularak başından aşağı bir örtü ile örtülür. Kurşun döken şahıs, eline
aldığı bildiğimiz kurşunu ateşte eritip, diğer elinde bulunan su dolu kabın
içine döker. Suya dökülen erimiş kurşundan ilginç şekiller çıkar. Ve döken
şahıs şekillerden hareketle değişik yorumlar üretir. Örneğin; dökülen kurşundan
mey¬dana gelen şekil, korkan kişinin korktuğu varlığı simgeler görüntü meydana
getirirse, kişinin korkusunun gittiğine inanılırken, dökülen kurşundan meydana
gelen şekilden, korkulan şeye benzemediği gibi bir görüntü meydana gelirse
kişinin korkusunun gitmeyeceği yorumu yapılır.
Göbek düşmesi: Kişinin, ağır bir şey kaldırdığında
göbeğinin düşeceğine inanılır. Göbek düşmesinde; baş ağrısı, mide bulantısı,
baş dönmesi gibi çeşitli rahatsızlıklar meydana geldiğine inanılır. Hatta
göbeği düşen şahsın yattığı yerinden kalkamayacak hale gelmesine bile inanılır.
Bu durumda yani göbek düşmesiyle
karşılaşılması esnasında halkın rahatsızlığının gitmesine yönelik olarak şu
işlemleri yaptığına şahit olunur:
Halktan bazı kişiler, göbek düşmesi ile ilgili işlemleri yapması için tercih
edilir. O şahıs da; eline su dolu bir kabı alıp, kabın içine de bir iğne atar.
Bazı dualarını okuyarak, su dolu kabın içindeki iğneye işaret parmağının ucuyla
bastırır. Ardından elini sudan çıkarır. Sudan çıkan işaret parmağının ucuna
iğnenin yapışıp suyun dışına parmakla beraber çıkması beklenir. Çünkü işaret
parmağının ucuna yapışıp çıkan iğne, içinde bulunan rahatsızlığın, o kişiden
çıkıp gideceğine inanılır.
Gökkuşağının doğduğu yerin
kazılması:
Gökkuşağının doğduğu yerde hazine olduğuna inanılırmış. Bir de bazı yörelerde;
gökkuşağının altından geçildiği takdirde o kişinin cinsiyetinin değişeceğine
inanılırmış...
Sarılık hastalığının giderilmesi: Sarılık hastalığına yakalanıldığı
takdirde, o şahsa kendi idrarı içirtiliyor. O şahsa sarı renkli kıyafetler
giydirilmemesi isteniyormuş.
Rüyada
altın görülmesi: Rüyada görülmesi hâlinde, o kişinin abdest alıp, olayı kimseye
anlatmadan, rüyada gördüğü yeri kazdığında, hazine-altın v.b. bulunacağına
inanılırmış... Bir de sure okunmadığı takdirde o kişinin çarpılacağına
inanılırmış...
Gece meyit kuşu ötmesi, horoz
ötmesi, köpek uluması:
Zikredilen bu hayvanların öttüğü takdirde, akabinde ki günde o mevkiden cenaze
çıkacağına inanılırmış...
Rüyada gelinlikli kız görülmesi: Rüyada gelin ya da gelinliğin
görüldüğü yerden, cenaze çıkacağına inanılırmış...
Sofrada ekmek kırıntısının
kalmaması: Sofrada
kalan tüm ekmek kırıntılarının yenerek kaldırıldığı ve sürekli uygulandığında,
o kişinin zengin olacağına inanılırmış... Ve sofradan da temiz kaşığın
kaldırılmamasına da inanılırmış...
Gece
örümcek alınmaması: Gece evde bulunan örümceklere zarar verildiği takdirde bazı
olumsuz sonuçlarına inanılırmış...
Gece yıldızlarının sayılmaması: Gece yıldız sayımının yapıldığı
takdirde bazı uğursuzlukların meydana geleceğine inanılırmış...
Çocuğa
nazar değmemesi için herhangi bir yerine sarımsak konulması: Çocuğa nazar
değmesinin önlemi olarak, çocuğun bazı yerlerine ve giyimlerine sarımsak
konulurmuş...
Gece sofra bezinin dışarıya sirkelenmemesi: Sirkelendiği takdirde cin v.b.
yaratıkların zarar vereceğine inanılırmış...
Yağan 'dolu'nun yere düşünce
kırılmaması: Yağan
'dolu'nun bekâr bir insan tarafından basılıp kırıldığı takdirde, yağan o
dolunun dineceğine inanılırmış...
Yeni doğan bebeğe sarı tülbent
örtülmesi: Doğan
bebeğe, sarı tülbent örtüldüğü takdirde, bebeğin sarılık hastalığından uzak
kalacağına inanılırmış...
Kuş
yuvasına dokunulmaması: Kuş yuvasına kesinlikle do¬kunulmazmış. Dokunulduğu
takdirde o insanın kel olacağına inanılırmış...
Kapı eşiğine oturulmaması: Kapının eşiğine oturulduğu
takdirde, cinlerin onu çarpacağına inanılırmış...
Ezan okunurken ağaca çıkılmaması: Ağaca çıkması esnasında düşeceğine
inanılırmış...
Köyde turna kuşu sürülerinin
geçmesi: Turna kuşu
sürülerinin geçtiği takdirde, o mevsimin bereketli geçeceğine inanılırmış...
Aşure günü uzun boylu insana
kepçeyle vurulması:
Uzun boylu insana vurulurmuş. Çünkü o kişinin boyunun daha da uza¬mayacağına
inanılırmış...
Düğünlerde hazırlanan böreklerin
bölünmemesi:
Düğünlerde hazırlanan el böreklerinin; bekâr kızların ve gelinin böldüğü
tak¬dirde, kaynanasının öleceğine inanılırmış...
Gelinin yeni evine geldiğinde önüne
su dökmesi: Gelin
yeni evine geldiğinde; önüne, merdivene su döküp onu süpürür. Böylece de evine
sadık olacağına ve kendisini bekleyen tüm kötülükleri bu şekilde temizlendiğine
inanılırmış...
Dini merasimlerdeki yemekte verilen
sütlacın erken bozulması:
Yemekte sütlaca ilk kim kaşığı atarsa o kişinin-kızın, evleneceği gencin
sarışın-beyaz olduğuna inanılırmış...
Evde bardak kırılması: Düşen bardağın kırılması efdaldir...
Kırılmadığı takdirde kendilerini başka kötülüklerin beklediklerine inanarak, o
bardağı kırılması gerektiğine inanılırmış...
Ve yine o
evde nazarı olan varsa, nazarın gideceğine inanılırmış.
Yeni gelinin kucağına bir kız bir
erkek çocuk verilmesi:
Yeni gelinin kucağına bir erkek bir kız çocuğu verilir. Böylece o gelinin hem
erkek hem kız çocuğunun olacağına inanılırmış...
Gelinin evden çıkarken elindeki
çiçeği arkasına atması:
Gelin elindeki çiçeği arkasına attığında, o çiçeği tutan kişinin, kısmetinin
açılacağına inanılırmış...
Nişanda,
nişanlanan kızın kurdelesinin bazı parçalarının arkadaşları tarafından
yırtılması: O parçanın yırtıldığı takdirde nasibinin açılacağına inanılırmış...
Gelinin evlendiği gün ocak başına
tükürmesi:
Evlenecek kız, düğün günü evindeki ocak başına tükürüp gittiği takdirde,
kendisinin kötü özelliklerinin evde kalacağına, gittiği eve kötü özelliklerinin
taşınmayacağına inanılırmış...
Gelin olan kızın gelinliğini
düğünden önce giymemesi:
Gelin olan kızın, düğününde giyeceği gelinliğinin, o müstakbel gelinden önce;
başka arkadaşlarınca giyildiği takdirde, giyen kişinin nasibinin kapanacağına
inanılırmış...
Gelin ve damada düğün günü kaymak
yedirilmesi: Düğün
günü eve yeni gelen, gelin ve damada kaymak yedirildiğinde, onların kaymak gibi
tatlı bir hayat yaşayacaklarına inanılırmış... O kaymağın içine bir de kayın
validenin tükürdüğüne şahit olunurmuş...
Yine aynı
gün; geline ve damada cam, bardak v.b. kırdırılır... Çünkü bir daha hiç kalp
kırmayacağına, bütün kötülüklerin o kırılan camla giderileceğine inanılırmış...
Gece toprağa bulaşık suyu
dökülmemesi: Gece
toprağa bulaşık suyu dökülmezmiş... Cin v.b. varlıkların dolaşacağına inanılıp,
meleklerin de o yere gelmeyeceklerine inanılırmış...
Mezar başlıklarında yer alan
yazıların okunmaması:
Okunduğu takdirde, unutkanlığa yol açacağına inanılırmış...
Ayakkabı, terlik v.b. giyimlerle
sofraya oturulmaması:
Oturul¬duğu takdirde, karnının doymayacağına inanılırmış...
Ameliyattan önce yatağın altına
demir bir şeyler konulması:
Ameliyattan önce yatağın altına demir, bıçak, metal v.b. şeyler konulurmuş.
Böylece hastanın acısının azalacağına inanılırmış...
Boş beşiğin sallanmaması: Boş beşiğin sallandırıldığı
takdirde; o beşiğe yatırılacak çocuğun karnının ağrıyacağına inanılırmış...
Gelin ayakkabısının altına bekâr
kızların isimlerinin yazılması:
Evlenen kızın ayakkabısının altına yazılan isimlerden önce hangisi silinirse o
kızın nasibinin açılacağına inanılırmış...
Gece sakız çiğnenmemesi: Ölü eti çiğnenmiş anlamında kabul
edilirmiş. Bir de ölen kardeşinin etinin çiğnenmiş olması anlamında kabul edilirmiş...
Gece evden acı çıkması: Gece evden acı yiyecekler çıktığı
takdirde o evde acı şeylerin yaşanacağına inanılırmış... Acı veril¬diğinde geri
tatlı bir şeylerin alınması gerektiğine inanılırmış...
Mezarlığa parmak uzatılması: Uzatıldığı takdirde, uzatan kişinin
mezardaki kişi tarafından mezara çekileceğine inanılırmış... Mezara basıldığı
takdirde de aynı şeylerin gerçekleşeceğine inanılırmış...
Gece ıslık çalınmaması: Çalındığı takdirde şeytanların
gelmeleri için davetiye çıkarıldığına inanılırmış...
Haber : Şafak Negüzel
Evet kdz ereğli de en çok olan inançlar adam doğru söylemiş nerdeyse her köydr var adama laf söylemeyin
BU İNANIŞLARIN HEMEN HEMEN HEPSİ KADİM BİLGİLERE VE KÜLTÜRLERE DAYANAN ETKİLİ,GERÇEK BİLGİLERDİR. BUNLARIN UNUTULMUŞ OLMASI ÖVÜNÜLECEK DEĞİL AKSİNE ÜZÜCÜ BİR DURMDUR. EĞER İNSANLAR BU RİTÜELLERİN ARKASINDA YATAN O BÜYÜK GİZEMİ BİLSELERDİ MODERN ÇAĞI YARATTIĞI PEK ÇOK SORUNU ŞİMDİ YAŞANIYOR OLMAZDI !
Recep Çetin'in kitabında yöresel dilde kullaılan bir çok kelimelerin yer aldığı bir liste var.Bu listeyi de okuyucular ile paylaşıp zenginleştirme olanağı olursa Değişim Medya harika bir iş yapmış olur. Bakarsınız gelecek nesillere bırakılabilecek güzel bir yerel sözlük ortaya çıkar.
Erğli köylerindeki bahsettiğiniz inanışların doğru olduğu ancak son iki kuşağın bunların çoğunu bilmediği hatta son kuşağın hiç bilmediğini söyleyebilirim,çünkü Ereğli köylüsü son 20 yılda o kadar hızlı mesafe kat ettiki birçok modern dünyalı gibi gelişip bu tür batıl inanışlardan kendini arındırmıştır köylerde bu tür inanışlar nadiren olsada bunlar yaşlı insanlar tarafından söylenen bugün bir çoğunun kabul ve uygulama görmediği inanışlardır,ereğli köylüsünün türkiye ve dünyanın birçok şehirlisi düzeyinde olduğuna inanıyorum,saygılarımla
GÜZEL. ÇOĞUNU DUYMUŞTUK ZATEN AMA TOPLANMASI DA GÜZEL OLMUŞ. GÜL NAZ DİYE YAZAN KİŞİ EREĞLİNİN KÖYLERİNDE PEK GEZMEDİMİKİ. HEM ZATEN İSTANBULDAN YAZMIŞ.KURŞUN DÖKTÜRMEYEN,GÖBEĞİN DÜŞMÜŞ SENİN DİYE DUYMAYAN VAR MIDIR..
Kusura bakmayın ama sizin kaynak kişi, biraz palavracı herhalde. Bende Ereğli liyim ama bu inanışların çoğunu bilmem ve uygulayan görmedim. Yada kendi köylerine has gelenek olabilir. Ereğli köyleri olarak genellememek lazım.
- s.
- 1
Çok Okunanlar
» Henüz BUGÜN Haber Görünmüyor